Reklam için iletişime geçin

Abone ol

ÖĞRENCİ VİZESİ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? I İNGİLİZCEDEN YANA

Son yıllarda Türkiye'den yurt dışına olan seyahatler bir hayli arttı. Bunun sebebi bazen iş, bazen eğitim bazen de sadece turistik gezi olabiliyor. Fakat Türk vatandaşlarının aşması gereken bir vize engeli var. 
Vize almanın kolaylığı seyahatin yapılacağı ülkeye göre değişiklik gösterebiliyor. Ancak bu seyahatin arkasındaki sebep eğitimse bu kolaylık giderek artıyor. Hele bir de öğrenci vizesi alırken bilmeniz gereken birkaç ipucunu sizinle paylaştığımızda her şey çok daha kolay olacak.
Peki öğrenci vizesi -veya ulusal vize- alırken bizi ne gibi zorluklar bekliyor? Hangi problemleri aşmamız gerek?
Öncelikle gideceğiniz ülkenin konsolosluk sitesine girip size uygun olan ve uçak biletinizin kesildiği tarihten minimum 30 gün (maks. 30+ gün) öncesinde bir tarihe mail yolu ile randevu almanız gerekiyor. Çünkü vizenin çıkma süresini maksimum 30 gün olarak belirtiyorlar. Fakat tüm belgelerinizin doğruluğundan eminseniz bu süre 1 haftaya kadar kısalabilir. Randevuyu aldıktan sonra sizden istenen ve konsolosluk sayfasında da belirtilen tüm belgeleri randevu gününe kadar tamamlamalısınız. 
Belgeleri tamamlarken sizden istenenleri doğru anladığınıza emin olun. Konsolosluk sayfasını özenle okuyun. Burada sizden istenen belgeler arasında bir başvuru formu yer alır. Bu formun üzerinde "Ulusal Vize" yazıyor olmasına özen gösterin. Bazen sitede yaşanan sorunlardan dolayı kişiler fark etmeden "Schengen Vize" başlıklı formu dolduruyor. Buda sizi randevu esnasında tekrar form doldurmaya mecbur bırakan bir durum. Bu başvuru formları çok detaylı olduğundan bunu yaşamak istemezsiniz. Çünkü belgeleriniz ne kadar doğruysa içeri girip görüşme yapmanız da o kadar erken olur.
Bütün belgeleriniz İngilizce olduğundan emin olun. Eğer bir tercümana yüklü paralar ödemek istemiyorsanız belgelerinizi İngilizce çıkartmanın bir yolunu bulun. Mesela sayfanın dilini İngilizce yapmak gibi. Ayrıca başvuru formundaki adres kısımlarını doldururken yazacağınız adresi İngilizceye çevirmeye çalışmayın. Adresleri bulunduğu ülkenin diline göre yazmalısınız.
Randevunun gerçekleşeceği konsolosluk binasının hangi şehirde olduğuna da dikkat edin. Randevu gününe kadar çoğu şeyi "Acaba doğru mu yaptım?" diyerek stres olacağınızı biliyorum. Ama evet doğru yaptınız stres olmayın. Eğer ki birkaç küçük hata yaptıysanız bile o gün mesai saatleri içerisinde bu hatayı düzeltip tekrar konsolosluğa gelebilirsiniz.
Randevu için randevu odasına girdiğinizde sakin olun. Ki zaten burada heyecan yapacak hiçbir durum yok. İçeride vizenize basılmak için bir fotoğrafınız çekilecek. Pasaportunuz da vizeniz çıkana dek onlarda kalacak. Vizenizin durumunu mail yoluyla öğrenebileceksiniz.
Öğrenci vizesi ile ilgili aklınıza takılan soruları bize yorumlarda sorabilirsiniz. 

SIFIR İNGİLİZCE İLE YURT DIŞINA GİDECEKLERE TAVSİYELER I İNGİLİZCEDEN YANA

Herkese yeniden merhaba. Uzun bir aradan sonra yeniden birlikteyiz. Sahip olduğumuz hayatın koşuşturmasından ötürü yaklaşık iki aydır paylaşım yapamıyorduk. Fakat çok çok daha iyi bir halde geri geldik. Ve kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu uzun ayrılığı başlangıç seviyesinin bile altında bir İngilizce bilgisi ile bir şekilde yurt dışına çıkma hakkı kazanmış olan arkadaşlara ufak tavsiyeler vererek sonlandıralım istedik. Fakat halihazırda başlangıç seviye bir İngilizce bilginiz var ise ve gelişmek istiyorsanız Film veya Dizi İzlerken İngilizce Öğrenmek ve Kitap Okurken İngilizce Öğrenmek adlı yazılarımıza göz atabilir ya da tüm bunları sıkıcı bir etkinlik olarak buluyorsanız ve daha eğlenceli bir öğrenme yöntemi arıyorsanız YouTube'da Takılırken İngilizce Öğrenmek ve Online Oyun Oynarken İngilizce Öğrenmek adlı yazılarımız sizlere yardımcı olacaktır. Bunların dışında İngilizce öğrenirken benim için önemli olan başlamak ve istikrarımı korumak ancak bu ikisi için gerekli motivasyonu kendimde bulamıyorum diyorsanız da İngilizce Öğrenirken Motivasyon Sıkıntısı mı Yaşıyorsunuz? adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Şimdi gelelim asıl konumuz olan sıfır İngilizce bilgisi ile yurt dışına çıkma hakkı kazanmış olan arkadaşlarımıza. Evet yurt dışına gitmeniz kesinleşti ve siz hala İngilizceyi bilmediğinizi düşünüyorsanız bu tavsiyeler sizin için hayat kurtarıcı olacaktır. Ancak unutmayın burada bahsedeceğimiz tavsiyeler sadece dereyi geçmenize yardımcı olacak anlık çözümlerdir. Eninde sonunda üzerine yoğunlaşıp tam anlamıyla bu dili öğrenmelisiniz.
Yakın zamanda yurt dışına bir uçak biletiniz var ve siz hala "hello" derken düşünüyor musunuz? Ancak havalimanına indiğinizde belkide ne tarafa gideceğinizi bilemeyeceksiniz ve birine danışmak isteyecek ve belkide bütün heyecanınızı yenip çat pat cümlelerle danışacaksınız. Karşınızdaki kişide size bir açıklama yapacak ama nafile anlamıyorsunuz. Sakin olun! En baştan başlıyoruz.
1.Çevrimdışı çalışabilme özelliği olan translate uygulaması edinin.
Can kurtaran mısın be uygulama! Arkadaşlar bu uygulamayı  gitmeden önce mutlaka telefonunuza indiriyorsunuz (Örn: Google Translate). Çünkü gittiğiniz ülkede o çok sevdiğiniz operatörünüz size yardımcı olamayacak. Bu uygulama sayesinde hem siz derdinizi daha iyi anlatabilecek hemde size yardımcı olmak isteyen karşı tarafı daha iyi hatta belkide net bir şekilde anlayabileceksiniz.
2. Gideceğiniz ülkenin dilini araştırın.
Tamam İngilizce zaten yok. Ve öğrenmekte istemediniz. Bari gideceğiniz ülkenin dili İngilizceden farklıysa bu dile bir göz atın. Bu dili araştırmak hem size bir göz ve kulak aşinalığı sağlayacak hem de insanlarla ilk temasınızda onlara kendi dili ile selam vermek size yardımcı olma ihtimallerini neredeyse %100' e çıkaracaktır. 
3.Diğer insanlardan yardım isteyin.
Tüm bunları yapmadınız ve ülkeye girdiniz. Ancak elinizde bavul şimdi ne yapacağınızı düşünüyorsunuz. Belki ailenizi bile haberdar edemediniz. O zaman yakınlardaki birilerinden sizinle internetini paylaşmasını isteyin. Bu yüzden gitmeden önce en azından "Affedersiniz, rica etsem ailemle iletişime geçebilmem için internetinizi benimle paylaşır mısınız?" cümlesinin İngilizce çevirisini biliyor olun.
4. Wi-fi özelliğiniz daima açık olsun.
Ülkemizden de bildiğiniz gibi çoğu halka açık alanda bedava internet ağları mevcut. Bu yurt dışında çoğu ülkede de aynen bu şekildedir. İniş yaptığınız havalimanında bile bu bedava ağlara erişim sağlayabilirsiniz. Bu wi-fi sayesinde bütün sorunları çözebiliyorsunuz emin olun. O kadar önemliler ki  ve asla yavaş değillerdir. Birçok toplu taşıma aracında da bedava wi-fi bulmak mümkün. 
5. Metro ve otobüs sembolünün bulunduğu levhalara aşina olun.
Havalimanına iner inmez yapacağınız ilk şey bir sonraki durağınıza ilerlemek olacaktır. Ve bunu da toplu taşıma araçlarını kullanarak yapabilirsiniz. Bu sebepten bavulunuzu aldıktan sonra dil bariyeri sebebi ile kimse ile iletişime geçebileceğinizi düşünmüyorsanız hemen bir toplu taşıma tabelası aramalısınız. Çok kolay bir şekilde bulacağınıza emin olabilirsiniz. Çünkü havalimanlarında sık sık bu tabelalara yer verilmiştir. Metro yada otobüs durağına vardığınızda tek yapmanız gereken gişelerden bir bilet satın almak ve gideceğiniz güzergaha uygun trene binmek. 
6. Bonus-İletişim operatör bayisi bulun.
Bir sonraki durağınıza vardığınızda hemen bir operatör bayisi arayın. Örneğin bir AVM'de kolayca bu bayilere ulaşabilirsiniz. Pasaportunuzla, çok uygun fiyatlara size en uygun tarifeyi seçerek bir sim kartı alabilirsiniz. (Tabii bu kısımlardaki dil bariyerini yine çevrimdışı çalışabilen translate uygulaması ile aşacağınızı düşünüyorum.) Bu sim kartını aldıktan sonra artık internete erişiminiz olacağından her şey daha kolay olacaktır.
Çekinmeyin, korkmayın arkadaşlar. Ülke değiştirmişsiniz. Bunları mı yapamayacaksınız? Yurt dışına tek başına gitmiş ve tüm bu aşamaları tek başına atlatmış biri olarak söylüyorum. Yapamayacağınız hiçbir şey yok. Kendinize güvenmeye devam edin. Ve bari gitmişken orada şu İngilizceyi öğrenin.

YouTube'DA TAKILIRKEN İNGİLİZCE ÖĞRENMEK I İNGİLİZCEDEN YANA

Son yıllarda televizyonu bile yerinden eden YouTube, çoğumuzun evdeyken en çok zaman harcadığı dijital ortamlardan biri. Belkide en büyüğü. Peki kendimize ayırdığımız bu vaktin büyük bir kısmını harcadığımız bu mecrada bir yandan da İngilizce öğrenebileceğinizi hiç aklınıza getirmiş miydiniz? Yada düşündünüz ama hangi yolu izleyeceğinizi mi bilmiyorsunuz? O zaman bu yazımız tam size göre!
İstediğin an "durdur/başlat", "yarıda kes sonra izle" veya "sıktı yenisine geç", "moduna göre kısa veya uzun video seç" gibi benzer birçok özelliğinden dolayı YouTube, son zamanlarda en çok tercih edilen video içerikli sosyal medya haline geldi. Eğlenceli videolar içermesinin yanında öğretici videoları da bizlerle buluşturan YouTube birçok konuda kullanabileceğiniz etkili bir öğrenme tekniği vazifesi görüyor. Yapmanız gereken yalnızca ilginizi çeken bir konuyu belirlemek. YouTube'da mutlaka bu konu ile ilgili yerli ve yabancı video bulabileceksiniz. Tabi konu İngilizce öğrenmek olunca bizi daha çok yabancı uyruklu insanların çektiği videolar ilgilendiriyor. Ancak birçok Türk fenomen şu anda kitlesini ve kalitesini arttırmak adına İngilizce videolar çekiyor. Bu sebeple aradığınızın ne olduğunuza karar verdiğinizde bunu Türk bir sunucudan bulmanızda mümkün. 
Aradığınız videoya ulaştığınızdaysa tek yapmanız gereken -ister altyazılı ister altyazısız bu tamemen sizin İngilizce seviyenize bağlı- bu videoyu izlemek. İzlerken keyif alacağınız bir konu seçtiniz ve aynı zamanda mevcut İngilizce seviyenizi geliştirmeye başladınız. Aynı anda eğer video alt yazılı ise hem dinleme hem okuma yapmış oldunuz. Duyduğunuz kelimelerin yazılışını görsel hafızanıza, okunuşunu işitsel hafızanıza kaydettiniz. Ayrıca belki video İngilizcenin yanında zaten öğretici bir video idi. Bu sebepten her ne konuda bir video izliyorsanız bununla ilgilide bir çok bilgiyi hafızanıza aldınız. Seçtiğiniz ve ilginizi çeken konu hangi bağlamda ise o bağlamın kelimelerini öğrendiniz veya artık aşinasınız. YouTube sayesinde bir çok kelimenin günlük hayatta nasıl kullanıldığını ve kısaltmalarını, anlık tepki kelimelerini görmüş ve öğrenmiş oldunuz. 
Düşünsenize hepimizin ilgilisini çeken sadece tek bir konu yok ki. Spordan makyaja kadar ilgilendiğimiz ya da izlemekten keyif aldığımız bir çok konu var. Bu sebeple birçok değişik bağlamda video izleyebilir ve kelime haznenize bir yenisini daha ekleyebilirsiniz. Ayrıca videoların size çok hızlı geldiğini düşünürseniz çalma hızını yavaşlatabilir ve bu sayede kelimeleri daha net anlayabilirsiniz. 
Tarzınızı belirlediğinizde belli fenomenleri devamlı izlemeye başlayacaksınız. Zaten bir dil öğrenirken devamlılığın ne kadar önemli olduğundan bahsetmeyeceğim bile. Hadi YouTube'u daha etkin kullanmaya başlayın. Değişimi farkedeceksiniz!☺️

Karantina Günlerinde İngilizcemi Geliştirmek İçin Neler Yapıyorum? I İngilizceden Yana

Öncelikle bütün İslam aleminin Ramazan Bayram'ı kutlu olsun. Geçtiğimiz bayramlara nazaran çok daha sakin geçen bir bayramı geride bırakmak üzereyiz ama sanırım şu dönemde en sağlıklısı bu gibi gözüküyor. Umarım başımızdaki bu beladan bir an önce kurtulur ve o eski neşeli bayramlara, özlenen günlere geri döneriz. Lafı çok uzatmadan konumuza geçiş yapalım ve gelin size karantina günlerinde İngilizcemi geliştirmek adına ne gibi çalışmalar yaptığımdan bahsedeyim. 
Aslında bu dönemde daha çok kendimde eksik gördüğüm kelime haznemi genişletmeye yönelik çalışmalar yapıyorum.

1.İngilizcede En Çok Kullanılan Kelimeler
Belki de bu konu başlığın altında birçoğunuzun merak ettiği bir soruya da cevap verebilirim. Çoğuğumuzun yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesi olarak görüyorum bu anlatacağım sorunu. Hevesleniyoruz kelime dağarcığımızı genişletmek istiyoruz başlıyoruz çalışmaya 1. gün, 2.gün, 3.gün her şey güzel ama sonra yavaştan salmaya başlıyoruz. Maalesef ki daha sonrasında çoğumuzun yaptığı ezberler tırnak içinde ''ezberler'' unutuluyor. İşte tam bu noktada İnstagram da bir kitaba rastladım. İsmini vermek istemiyorum büyük ihtmal İngilizce sayfaları takip ediyorsanız sizde rast gelmişsinizdir. İçinde İngilizcede en çok kullanılan kelimelerinde olduğu 7500 kelime var ve bu kelimelerin hepsi için teker teker çağrışım ve hayali görselleştirme teknikleri kullanılmış. Şunu söyleyebilirim ki tek kelimeyle ef-sa-ne. İnanın bana amacım reklamını yapmak vs. değil sadece içtenlikle kitabın bana olan faydasını sizlere aktarmaya çalışıyorum. Hatta size bir örnek vermek istiyorum kitap içerisinden.

Abhor:Nefret etmek, İğrenmek (Abhor - OKUNUŞU)

1.Abhor - Abi hor (Ses Benzeşim)
2.Abi hor görme kimseyi ve kimseden nefret etme. (Hafıza Tekniği)
3.Sonuç: Abhor: Nefret etmek, iğrenmek

Örneklerin absürd veya espirili olması kelimenin akılda kalıcılığını o kadar fazla arttırıyor. Tavsiye edebilirim gayet faydalı bir kitap. 

2.Telefon Dilini İngilizce Yapmak
Telefon dilini İngilizce yapmamdaki amaç, elektronik eşyalarla ilgili İngilizce kelimeleri öğrenmek ve bu konudaki terimsel ifadelere hakim olmaktı. Tahminimce iki aydır bu şekilde kullanıyorum. Evet başlarda zorlandım fakat çok kısa bir zamanda hemen hemen bütün kelimeleri öğrendim. Çünkü telefonla olan ilişiğimiz karantina döneminde çok fazla olmasından dolayı kelimeleri öğrenme süreci de bir hayli kısa oluyor. Size önerim ilk zamanlarda zorlanıp dili Türkçeye çevirmemeniz. Sadece sabırlı olun ve istekli olun.

Devamına klasik olarak dizi izlemek. telefona uygulama indirmek gibi bilinen şeyleri yazmıyorum. Ben bu dönemde bu iki başlığa odaklandım ve birinci konu başlığının altında yazanlar zaten benim kelime eksikliğimi oldukça kapattı diyebilirim. Buraya kadar gelip okuduysanız da size teşekkür ediyorum. Çalışmaya devam durmak yok. 

syglr


Kişisel Gelişiminize Katkı Sağlayacak 5 Kitap II I İngilizceden Yana

Kişisel gelişime katkı sağlayan ilk 5 kitabı paylaştıktan sonra gelen tepkiler üzerine bu yayının  devamını paylaşmak istedim. Henüz ilk kısmı okumadıysanız Kişisel Gelişiminize Katkı Sağlayacak 5 Kitap adlı yazımıza göz atabilirsiniz. İçinde bulunduğumuz dijital çağda kitapların unutulmaması ve onlara olan ilginin hala bu denli yoğun olması çok sevindirici.

1. NASIL YAPMALI? / Çernişevski
Toplumsal devrim koşulunun düşünsel devrimden geçtiğini öngören Çernişevski, bununda yeterli olmadığı kanısına varmış olsa gerek ki, bu konu üzerinde tekrar çalışmaya başlamıştı. Çalışmaları ışığında ulaştığı sonuç ise çok sade bir gerçekti. Bu gerçek şöyle ifade edilir: " Yürürken bir adımın önde bir adımın arkada olması gibi her bir yeninin bir adımı da eskinin, yani eski kültür ve ülkünün içinde olmasıdır." Çernişevski'ye göre bunun aşılması yeni öngörüden önce yeni insanların tarih sahnesine çıkmasına bağlıdır. Düşüncesiyle, kültürüyle, yaşama biçimiyle yeni insanlara..
"Nasıl Yapmalı" yeni insanların romanıdır. Çernişevski bu romanı çok kısa sürede üstelikte bir zindanda yatarken yazmıştır. Kropotkin'in belirttiğine göre 'Nasıl Yapmalı' döneminin Rus gençliği için bir tür siyasal program işlevi gördü. Günümüzde bu yol açıcılığını sürdürdüğü açıktır.
2.BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK / Harper Lee
1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın gözünden anlatıyor.
Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hala güncel temaları, çocuk kahramanımızın büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor. Bir "zenci"nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakarlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikayeye dönüşüyor. Elinizden düşürmek istemeyeceğiniz çok sürükleyici bu roman burada anlatılanlardan çok daha fazlası.
"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
3.YASIMI TUTACAKSIN / Dominique Lapierre - Larry Collins
Hemen daima kitap satın aldığınız siteye girin ve bu kitabı sepetinize ekleyin. Mutlaka herkesin okumasına inandığım en etkileyici ve sürükleyici kitaplardan birisi. Gerçek bir matadorun (Manuel Benitez El Cordobes) hayatının başlarında öylesine biriyken ülkece ünlü bir matadora dönüşme hikayesini bu denli keyifli bulacağım aklımın ucuna gelmezdi. Yazarların dili kullanma becerisi bu kitabı üniversite yıllarımın başında okumuş olmama rağmen hala hatırlamamı sağlayan önemli bir etkendir. Ve hikayenin güzelliği de (ki bu kitabı gerçekten sadece güzel diyerek anlatabilirim) başlıca etkenlerdendir. Bu kitabın basına yansımaları şu şekilde olmuştur:
"Bana bir yetki verselerdi, sanırım herkese zorla okuturdum Yasımı Tutacaksın'ı." Atilla Özkırımlı (Yeni Ortam)
"Bu kitabı okumamış olmak, gerçek bir kayıptır." Rauf Mutluay (CUMHURİYET)
"Bu kitapta, insanı okumaya zorlamayan tek bir sayfa bir bile yok." Jean-Louis Ferrier (L'EXPRESS)
"Ritmi hiç yavaşlamayan olağan üstü bir kitap." Michel Droit ( FİGARO LİTTERAIRE)
4. GÜLÜN ADI / Umberto Eco
Çağdaş klasikler arasından seçtiğim zaman zaman beni zorlayan yaklaşık 750 sayfalık bir kitap. Ancak sonuna geldiğimde hiç beklemediğim bir final. Tek kelimeyle inanılmazdı. Çok katmanlı bir yapıt olan bu romanda, 1327'de İtalya'daki bir manastırda geçen bir cinayet soruşturması anlatılıyor. Bu romanla kendinizi 14. yüzyıl Avrupa'sının dinsel entrikalarının ortasında bulacak, gizemli bir öykünün labirentlerinde din ve bilimin çatışmasını izleyeceksiniz. Günümüz edebiyatına bambaşka bir soluk getiren Gülün Adı, hem Ortaçağ Hristiyan dünyasını derinlemesine irdeleyen bir tarihsel roman hem de büyük bir ustalıkla kurulmuş, soluk soluğa okunan bir polisiye öykü !
5. ÇIPLAK SOKAK / Jose Mauro de Vasconcelos
Bu yazarı gördüğünüzde "Aa bu yazarı biliyorum Şeker Portakalı'nı da yazmıştı" dediğinizi duyar gibiyim. Evet Şeker Portakalı gibi yine eşsiz bir öyküyü bizlerle buluşturmuştu yazar. Bu romanında, olaylar, bir kenar mahallenin köy yolunu andıran bir sokağında geçiyor. Her bölümü her parçası türlü renk tonlarıyla bezenmiş bir kitap. Sadece 1 gününüzü ayırmanız bile bitirmenize yeterli olacaktır. Toplumsal yalanlar, bireysel ikiyüzlülükler; insanca duyguları, özlemleri alt üst eden ince hesaplar, çevrilen dolaplar, dalaveralar, acımasız alaylar; kargaşa içindeki bir toplumun açık belirtileri olan bir yığın tutarsızlık bir bir gözler önüne seriliyor bu kitapta. Romanın kahramanları, başkalarına adanmış sıradan bir yaşam uğruna kendi dünyalarını terk eden Antoa ile Ananias ve onların çevresinde bu kenar mahallenin sevecen, inançlı sakinleri. Romanda size kapakta anlatınlandan farklı olarak, beklemediğiniz, dünyevi olmayan yetenekler karakterlere yüklenmiş. Her yönüyle sürükleyici bir kitap.
"Onlar cennete gittiler, zaten iyiliklerine yaraşan tek yer orası. Benim havai fişeklerimin yolunu izlediler!.."

Neden Yurt Dışında Yaşamak İstiyorum? Planlarımı Anlattım I İngilizceden Yana

Bugünkü yazımda size daha önceden vermiş olduğum önerilerden ziyade düşünce ve fikirlerimden bahsedeceğim. Peki planlarım neler? Çokta uzatmadan yazıma geçmek istiyorum.
Öncelikle ben kimim? İsmim Mustafa, 23 yaşındayım. Erciyes Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunuyum. 1 yıla yakın Kayseri'de yerel bir radyoda kendimi geliştirmek amacıyla spor programı sundum. (Videolara buradan ulaşabilirsiniz.) Şu an da salgın dolayısıyla daha çok evdeyim ve bu süreçte blog yazarlığına başladım. Kariyer planım spor spikerliği üzerine fakat şartlar ve zaman ne getirir yaşayıp göreceğiz. Evet kısaca kendimi tanıttığımı düşünüyorum ve şimdi asıl konumuza geçelim.

1. Neden Türkiye'de Yaşamak İstemiyorum?
Burada bir linç yemeden önce şunu söylemeliyim ki ülke olarak tabiki de birçok avantajımız var. Coğrafyamızdan sosyal ilişkilere kadar yaşadığımız topraklar gerçekten eşsiz. Fakat şunuda çoğumuz biliyoruz ki ülkemiz gençlerinin geneli yurt dışına gidip orada bir kariyer planı hedefliyor. Tabii bu keyfi bir durum değil. Herkesin kendince haklı bazı nedenleri var. Ekonomiden tutunda bilim alanına kadar bu nedenler sıralanabilir. Şu da bir gerçek ki maalesef ülkemizin ekonomik durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Araba almak isteniz 2. el fiyatlarına bakıyorsunuz uygun olsun diye, yediğiniz etin kilosu almış başını gidiyor, gezmeyi çok seven biriyseniz hadi bir yurt dışı seyehati yapalım deseniz dolar olmuş 7.20, işsizlik başka bir dert, gençler üniversite mezunu ama mezunu olduğu bölümün mesleğini yapamıyor. Bu gibi birçok olumsuz neden sayabilirim fakat olumlu nedenler gerçekten nispeten daha az. Maalesef ki sürekli olarak bir hesap kitap içerisinde hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Açıkcası ben böyle bir hayat istemiyorum. Verdiğim örneklerden çıkarım yapabilirseniz neden yaşamak istemediğimi fazlasıyla anlayabilirsiniz.

2. Neden Yurt Dışında Yaşamak İstiyorum? 
Aslında birinci konu başlığı altında yazdığım şeylerin tersi bu konu başlığı için geçerli fakat daha açıklayıcı olması için anlatacağım. Öncelikle ben en kötü ihtimalle asgari ücretle bile çalışsam Türkiye'deki gibi sıfırı en kötü 90-100 bin tl olan araba piyasası için yıllarca borç ödemek zorunda değilim. Türkiye'de sıfırı 180-200 bin tl olan araba modelleri yurt dışında 15-30 bin euro-dolar arasında değişiyor. Yani sırf bir araba almak için yıllarca borç ödemek zorunda değilim. Sadece para ile ilgili örnek vermeyelim, en basitinden basın özgürlüğü mesela, yurt dışında bu konularda daha fazla esneklik sağlanıyor. Aslında örnekleri daha da çoğaltabilirim. Ana hatlarıyla nedenleri bunlar umarım ki Türkiye'de çoğu şey bir an önce düzelir ve gençleri ülkede tutmaya yönelik yatırımlar, projeler artar.


 

Erasmus İngilizceme Nasıl Etki Etti? Bu Kadarını Bende Beklemiyordum I İngilizceden Yana

Herkese yeniden merhaba! Bu yazıda hemen hemen herkesin merak ettiği "Erasmus İngilizce'ye etki ediyor mu?" sorusunu kendi tecrübelerim ışığında cevaplamaya çalışacağım.
Aslında Erasmus'a gitmeden önce benim İngilizce seviyem teoride  B1 (pre-intermediate) olmasına rağmen bana göre pratikte maksimum A2 (elementary) idi. Çünkü aldığımız İngilizce eğitim şeklinin bize pratikte çok bir şey kattığını düşünmüyorum. Hatta bazen çoğu arkadaşımız için teorideki etkisi bile çok düşük oluyor. Ülkece İngilizce öğrenmeye olan ön yargımız bu eğitim şeklinden ötürü çok fazla. Öğrensek bile ülkemizin bulunduğu coğrafi konum, uluslararası ilişkiler vb gibi sebeplerden dolayı diğer ülkelerde yaşayan insanlarla iletişim halinde olmak, bu ülkelere seyahat etmek bizler için kolay olmadığından öğrendiğimizi unutmamak elde değil.
Durumlar böyle iken ve İngilizce bizler için artık bir artı bile değilken eğitim programları ile yurt dışına çıkmak, orada İngilizce konuşmak ve bu sayede İngilizcemizi geliştirmek hayal değil zorunluluk haline geliyor.
Tabi ki zorlanıyoruz, çekiniyoruz. Avrupa ülkelerinden gelmiş ve İngilizceyi çok küçük yaşlardan itibaren konuşan insanların yanında hata yapmaktan korkuyoruz. Ama eninde sonunda konuşuyoruz, gelişiyoruz!
Ben ve çoğu Türk arkadaşım ilk gittiğimizde sadece bilindik cümleler kurarken ve bazen çoğu kelimeyi hatırlayamazken ülkeye geri döndüğümüzde artık Türkçe kelimeleri hatırlayamaz hale gelmiştik.
Yapacağınız en büyük hata konuşmaktan kaçınmak olur arkadaşlar. Etrafınızda yüzlerce Erasmus öğrencisi var. Bırakın sadece İngilizce öğrenmeyi orada edineceğiniz arkadaşlarınızın mensubu olduğu ülkelerin dillerini bile öğrenebilirsiniz. Ve bu dilleri sadece başlangıç seviyesinde konuşmak bile sizi çoğu arkadaşınızın önüne geçirir.
Bir kere İngilizce konuşmaya başlayınca bu konudaki çekinceniz azalıyor. Arkadaş ortamlarına daha sık girmeye başlıyor ve dolayısıyla İngilizce konuşacak daha fazla arkadaş ediniyorsunuz. İngilizce artık günlük diliniz haline geliyor.
Benim ev arkadaşlarım farklı ülkelerden olduğundan o kadarki bazen Türkçe konuşmayı özlüyordum.. Beş ayınızı bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. Gelişmemeniz mümkün değil. Okulda, markette, alışveriş merkezlerinde, restaurantlarda çoğunlukla İngilizce konuşuyorsunuz. Çoğunlukla diyorum çünkü eğer gittiğiniz ülkenin dilini de biraz öğrenirseniz buralarda diğer bir seçenek olarak bu dili de kullanabilirsiniz ki ben öyle yapmıştım.
Kısaca Erasmus sadece İngilizceme değil bildiğim yabancı dil sayısına kadar etki etki. Ve sadece konuşmam üzerinde değil, sahip olduğum kelime ve dilbigisi, dinlediğini anlama becerilerimde de ciddi bir atışa sebep oldu.
Teşekkürler Erasmus. Bu kadarını bende beklemiyordum. ☺️